ARSLANKÖY İLKÖĞRETİM OKULU
| KURUM KİMLİĞİ
| OKUL AİLE BİRLİĞİ | OKULUMUZDAN HABERLER | ARSLANKÖYDEN HABERLER | VİZYON / MİSYON | OKUL MÜDÜRÜ | SINIF ÖĞRETMENLERİMİZ | BRANŞ ÖĞRETMENLERİMİZ | SINIFLARIMIZ | ATATÜRK | TARİHÇEMİZ |KEKİK KOKUSU | ETKİNLİKLER | REHBERLİK | FAYDALI SİTELER

KEKİK KOKUSU

Okulumuzun dergisi Kekik Kokusu ikinci sayısını yayımladı.
İŞTE BAZI YAZILARIMIZ

EĞİTİM VE AİLE

Değerli anne ve babalar, herkesin bildiği ve her zaman söylenen bir söz vardır: "Eğitim ailede başlar."Gerçekten de çocuğa aile içinde gereken becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Bu konuda herkesin kendince bir uğraşı olduğunu da biliyoruz. Ancak ne kadar ve nasıl uğraşıyoruz. Zaten önemli olanda "Nasıl?" sorusunun cevabı. Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunun için çocuklarına mümkün olduğunca iyi bir gelecek hazırlamaya çalışır. Onları iyi okullarda okutmak ister.Eğitimi önündeki tüm engelleri ortadan kaldırmak için de aile varını yoğunu ortaya koyar, tüm emeğini çocuğuna verir.(Yemedim yedirdim,giymedim giydirdim anlayışı) Ancak dikkat edilmeyen bir konu vardır ki oda çocuğun nasıl sağlıklı bir kişilik geliştireceğidir.Aslında hayatta her şey başarı değildir. Önemli olan çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı, nasıl bir kimlik oluşturduğudur. Çocuk aileyi yansıtır. Aile içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun karakterini belirler.
O halde aile çocuğa nasıl eğitim vermeli, çocukta nasıl sağlıklı bir kişilik oluşturabilmelidir? Elbette ki her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Çocuğuna iyi niyetle yaklaşmaya çalışır. Ama burada ailenin vereceği iyi bir eğitim, çocuğuyla kurduğu sağlıklı iletişime bağlıdır. Bu sağlıklı iletişimi çocukla kurabilmek için önce onu tanımak ve onun temel ihtiyaçlarına saygı duymak gerekir. Anne, baba - çocuklar ailenin tanımında yer alan unsurlardır. Aile bir ilişkiler sistemidir.Aile birlikte yürümektir, paylaşımdır.Sadece üzüntülerin veya sevinçlerin değil hayatın tamamının paylaşımıdır.
Bütün bunların sonucunda çocuğumuz, yarın yerimizi aldığında ailesinden gördüklerini uygulamaktan başka yapacağı olmayacaktır.Öyleyse onlara doğru örnek olmak iyi yetiştirmenin en önemli kuralıdır.Onu anlamak sadece elbisesini alıp,karnını doyurmak,maddi durumumuza göre cebine harçlığını koymak vs; takdir edersiniz ki yeterli değildir. Sevgimizi,emeğimizi işe katmadan başarılı olmanın mümkünü yoktur. Öyleyse iyi bir gelecek için iyi bir eğitim şarttır diyorsak çocuklarımıza verdiğimiz değeri onlara hissettirmeliyiz.Ve işe onları anlamaya çalışmakla başlamalıyız.Daha ne yapayım sana? Üstünü giydiriyor,karnını doyurmuyor muyum?Yediğin önünde yemediğin ardında otur çalış adam olda kurtar kendini anlayışından uzak durup; Nasılsın oğlum? Ne istiyorsun kızım?Bu gün okulda ne yaptın,ne öğrendin çocuğum? vs;Diyerek işe başlamalı onunda ailenin değerli bir üyesi olduğunu anlamasını sağlayarak birlikte daha iyiye ulaşmaya çalışmalıyız.
Her şeyimiz olan çocuklarımızı hiç kimsenin kolayca harcamaya, kişiliksiz, kimliksiz, bireyler olarak yetiştirmeye hakkı olamadığı gibi gücü de yetmeyecektir.Eğitim ordusunun neferleri olan bizler bunun önündeki en büyük engel olmaya, cehaletin önüne geçmek için mum yakmaya devam edeceğiz.Bizi bu yolda yalnız bırakmayacağınızı biliyor ve her zaman da hissetmek istiyoruz.Çünkü bu çocuklar hepimizin geleceği,aydınlık Türkiye'nin emanetçileridir.

Emanete sahip çıkmak ise hepimizin görevidir.
Yusuf ADA
Okul Müdürü

ANNECİĞİM
Sen benim annemsim ve ben seni hep seveceğim.Bu gün senin anneler günün.Anneler günün kutlu olsun annem.biz Cuma günü sınıfımızda öğretmenimizle anneler gününü kutlayacağız.Herkes evinden pasta,kek,börek vb. yiyecek ve içecek getirecekler. Anneciğim sen beni küçükken ninni söyleye söyleye uyutan,karnım açıktımı doyuran,beni her zaman seven bir kişiydin.Anneciğim seni çok seviyorum.
Anneler gününde sende yanımda olsaydın kutlamayı beraber yapsaydık.Sınıfta herkesin annesi gelecek Ama benim arkadaşımın yani Makbule ile benim annem gelmeyecek.Çünkü bizim annemiz yok ve gelemeyecek.Seni çooook seviyorum anneciğim.

Nazmiye BAŞPINAR 2/A

İYİLİĞİN KÖTÜLÜKLE SAVAŞI

Sıkıntının kölesi olmuşuz
yalnızlığın ve anlamsızlığın hükümdarlığında
başlar eğik
olana olacağa dünden razı.
Kederi unutup doyasıya güldüğümüz anda bile
şüphe sarıyor bizi ve bir suçluluk duygusu
Mutsuz ve ümitsiz olmaya kurgulanmış makineler gibiyiz.
Gülmenin, ümit etmenin
yollarda ser sefil olduğu çağ, bu çağ

Kötülüğün, teknolojinin en güçlü sesiyle iyiliğe savaş açtığı bir çağ . iyiliğin, güzelliğin kolları altında yaşamak nerdeyse imkansızlaştı.Uzaya gitmenin olağanüstü görüldüğü bu evrende yakında iyilik adına bir şeyler yapan ve bütün erdemleriyle yaşayan doğru, dürüst, düşünen, içten insanlar olağanüstü olacak.Her gördüğüm iyi yürekli insanın fotoğrafını çekmek istiyorum.iyiliğin savaşçılarını gelecek nesil görsün belki sönmeye yakın küllerden iyiliğin sesini tekrar yeşertebilirler.
Duyarsızlıktan kırılıp dökülüyoruz.İnsanlığımıza ait ne varsa harabe yığını gibi; yaşamadığımız ve hissetmediğimizden tüm bu yıkımlar.Bedenimizde kendini gelecekte var edebilecek kadar çalışan; ayaklarımız, biraz ellerimiz ve ağzımız onun dışında bütün duyu organlarımızın hassasiyetini kaybetmek üzereyiz.Duymuyor, konuşmuyor, görmüyor hissetmiyoruz. Ne olacak bizim halimiz?
Koşuşturmalar içinde ölümü bile unuttuğumuzdan yaşamanın değerinin anlayamıyoruz. Öylesine gelen, öylesine giden insan topluluğuna bizde katılmak istiyoruz.Yaşamın her karesine bu kadar sevdalıyken bu gerçekler incitiyor beni, uykularımı kaçırıyor. Reflekslerimizin bile nerdeyse programlı olması incitiyor beni.Aynı düşleri özlediğimiz insanlara diyeceğim var kurtarıcı içimizde ne zaman ki yüreğimizin denizinde saklı olan inciyi( insana dair güzellikleri hapsettiğimiz) bulup çıkartırsak o zaman da kendimizi kurtarırız, kendimizi kurtardık mı insanları ve dünyayı kurtarmak için adım atmış oluruz.
Hayatımızı değiştiren, adlarını tarih sayfalarında ve kahramanlıklarını masal kitaplarımızda okuduğumuz nice insanlar vardır. Bu insanlar gibi dünyaya gelen her insanın yeryüzünde bir misyonu olduğuna ve kendini bu göreve adaması gerektiğine inanıyorum.Çocuklarımıza güzel bir dünya yaratmak ve insanların iyilikten ırak düşmemesi için herkesin başta, kendinden başlayarak savaşması gerekir.Kendi zaaflarımızın üstesinden gelerek hayatımızı öylesine değil dolu dolu, belli bir amaç ve hedef belirleyerek yaşamak gerekir.
Kendimizi, hayatımızı, insani değerlerimizi unutmamalıyız. Çünkü unutkanlık toprağımızda kök saldı mı hayatın anlamsızlığına yenik düşeriz. unutmamalı; yaşamı, kendimizi ve en önemlisi sevdiklerimizi,geçmişi ve geleceği...

Semehir TARHANE
Matematik Öğretmeni

HASRET KALDIĞIM ANAMA
Anam anam sefil anam
Kara kalem yazmış kaderimizi
Aldı bizden seni, gittin gelmedin
Yavrularını sefil bıraktın anam

On beş yıldır üzerimize titredin
Bacımı,kardeşimi ayırt etmedin
Gittin ne oldu?
Yavruların boynu bükük kaldı.

Kimi analar çocuklarını okul önünden aldı.
Beni ise kimseler almadı anam.
Kimi analar çocuklarına montlar, ayakkabılar aldı.
Benim ise yırtılmış bir montum,parçalanmış bir ayakkabım vardı.

Arkadaşlarım annelerine hediyeler alacaktı.
Ben ise mezarına çiçek koyamadım anam.
Sarılamadım,koklayamadım doyasıya.
Hiç kimseye içimi dökemedim,ağladım.

Karanfil çiçeğimdin soldun.
Güzel tenli yüzün aka dönüştü.
Deniz gibi dalgalı saçların vardı.
Beyaza dönüştü anam.
Güzel neşeli elbiselerin varken,
Giderken beyaza büründün anam.

Merve KOŞAY 7/A

ANNECİĞİM
Küçükken sırtında taşıyan,
Kucağına alıp saran,
Severek okşayan,
Sensin anneciğim.

Geceleri ağladığımda yanıma gelen,
Ninniler söyleyen,
Sütümü veren,
Sensin anneciğim.

Soğukta battaniyeye saran,
Bir iki yaşındayken peşinden koşan,
Sıcakta eriyip giden,
Sensin anneciğim.

Acıktığım zaman yanıma gelen,
Ağladığım zaman göz yaşımı silen,
Ninniler söyleyen,
Sensin anneciğim.
Emre CENGİZ 6/B

arslankoyio@hotmail.com